Ruh ve beden…


Bir taraftan bireyin içgüdüler ve kaotik duygular içinde ahlaki göreceliğin hayatın birçok alanında rasgeleliği teşvik etmesi…

Diğer yandan maneviyatı temsil iddiasında olanların özdenetim, denge ve sağduyunun kucaklanmaya değer olması için insanlara örnek olamaması…

Beden ve ruh…Bedenin arkasındaki ruhu kabul etmeyen ile ruhun varlığını iddia eden sesin inandırıcılığını yitirdiği bir dünyada samimiyet mümkün değildir. Gerçek memnuniyet ve refah, yalnızca bilinçli hedeflerin yerine getirilmesini değil, bir tür entegrasyonu da gerektirir.

İnsanların derin bir entegrasyon ve denge arzusu ve ihtiyacı vardır. Toplumsal dengeyi sağlayan değerleri kavramadan çoğunluğa ulaşılmaz. Bu dengeler oluşmadan da huzur ve refah olmaz.İlim ile felsefe, din ile sanat, ahlak, siyaset ve iktisatta bu dengeyi sağlamak gerekir.

Türk-İslam Medeniyetinin felsefi ve manevi kaynaklarının yeniden yorumlanmasının, nereye bakacaklarını bilmeyen sayısız mutsuz insan tarafından aranıp arzulandığını herkes düşünmelidir. Bu insanların okuyabileceği haritalar hazırlamak bizim için kritik bir öncelik olmalıdır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.